Kırkyama koleksiyonu hızlı modaya karşı

Moda dünyasının ‘sezon’ diye nitelendirdiği 6-8 aylık dönemde bir mağazadan yaklaşık 500 adet ürün geçiyor. Son 20 yıla damgasını vuran ‘hızlı’ moda ise bunu çok daha sık tüketicinin önüne koyuyor. Öyle ki bu markaların bir ürün için ‘beş kez kullanım’ hedefi koyduğunu artık hepimiz biliyoruz. Sürdürülebilir değildi, olmuyor da. Hayatımıza 90’ların sonunda giren bu akım ‘hızlı yaşayıp genç ölecek’ gibi duruyor. Tedbirler şimdiden alındı, kalıcı parçaların yer aldığı koleksiyonlar mağazalarda daha büyük yer kaplamaya başladı.

‘KIRKYAMA’NIN KIYMETİNİ BİLELİM

Geçtiğimiz günlerde Yargıcı’nın Re-Love projesi dikkatimi çekti. İsmi bile umut veriyor. Parasının kıymetini bilen eskiler, ‘KIRKYAMA’ deyip atıl giysilerden ortaya yeni kıyafetler çıkarırdı ya aynı mantık. Batı’da ‘patcwork’ adı verilen bu teknik, bir dönem çok moda olmuş, kursları bile açılmıştı. Re-Love da iade edilen, satılamayan ürünlerin yeniden bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan bir proje.

Beni asıl heyecanlandıran ise fikrin arkasında müthiş vizyoner, dünyanın geleceğini önemseyen, araştırmalar yapan bir kreatif direktörün olması. Yargıcı’nın tüm kreatif süreçlerinin arkasında olan isim Elvan Yaykıran Sezgin, Re-Love koleksiyonunu gerçekten müthiş bir aşkla, tutkuyla anlattı. Kendisi Londra’da mota tasarım eğitimi aldıktan sonra İtalya’da yüksek lisansını tamamlamış, bir ara Yıldırım Mayruk’un tedrisatından geçmiş, az zamanda çok iş başarmış bir genç kadın.

BEZ ATÖLYE DOKUNUŞU

İşin arkasında kadınlar olunca süreç daha da ince detaylar barındırıyor. Elvan Yaykıran Sezgin, Re-Love’daki bu detayları şöyle veriyor: “Geçen yıl stokları nasıl ileri dönüşümle geliştiririz diye düşündük. Defolu, satılamayan ürünleri topladık. Kesip biçip yeniden tasarladık. Örneğin bir ceketin kolu pantolona paça oldu. Bu koleksiyonun adını ‘This is mana’ koyduk. Bunları da dezavantajlı kadınlara ürettiriyoruz. Onlara iş kapısı sağlıyoruz. Bu iş bizi Ankara’da faaliyet gösteren Bez adında, kadınların istihdam edildiği bir atölyeye ulaştırdı. Onlarla çalışmaya başladık. Bu çalışmayla ortaya yeni birkapsül koleksiyon çıktı. Satışa sunmadık, farkındalık yaratmak için Pera’de sergiledik. Şimdi buna devam etmek istiyoruz. Yeni bir koleksiyon yapacağız yine aynı mantıkla. Bu kez satışa da sunulacak. Kişiye özel olacak.”

Kadınların istihdam edildiği bir atölyede birbirine eklenen paçalar, kollar kişiye özel yepyeni kıyafetlere dönüşecek. İngiliz yazar Debbie Macomber’in kitaplarından bir bölüm gibi. Çok derin olmayan bu kitaplarda umutsuz gibi görünen kadınların yol gösterildiğinde üreterek hayatı sırtlamaları anlatılır. Elvan Yaykıran Sezgin de Bez Atölye gibi o yol göstericilerle daha uzun süre projeler yapacaklarını söylüyor.

KULLAN AT DEĞİL YATIRIMLIK Moda

Sezgin’e göre bir gün gelecek modanın tamamı yavaşlayacak. Yeni neslin sektörü buna zorladığına şahit olduğu için kendinden emin: “Çünkü artık her alanda yatırım parçaları öne çıkıyor. Tasarım dili ve malzeme olarak kendini hızlı tüketmeyen, yıllarca ihtiyacı karşılayabilecek ürünler ön saflarda. Bir noktada yavaşlamaya mecbur kalacağız. Bunu fark edenler erkenden tedbirlerini alıyor.

Hazır giyim dünyanın geldiği noktadan kendini sorumlu hissediyor. Polyesteri, teknik kumaşlar haricinde kullanmamaya özen gösteriyor. Çünkü polyester de eskisi kadar kârlı bir operasyon değil. Vergiler var. Maliyeti arttı. Paris Anlaşması belli noktalarda üretime kısıtlamalar getirdi. Dünya o sırada başka ürünlere yöneldi ve aslında polyestere mecbur olmadığını fark etti.”

Sezgin, dört kişilik ekibiyle bu sürece öncülük etmeye gönüllü. “Biz hep iki sezon koleksiyon çıkardık. Zamansız, mekânsız, hikâyesi olan koleksiyonlarla devam edeceğiz. Öncelikle mevsimsiz koleksiyon fikrine odaklandık. Buna balıkçı yaka kazak gibi belli parçaları eklediğinizde kışın da kullanılabilen bir koleksiyona dönüşüyor. Hani şu gardrobun olmazsa olmaz denilenparçaları olsun dedik”diye anlatıyor planlarını.

YERLİLEŞME ÖN PLANDA

İleri dönüşüme uygun üretim de Sezgin’in önceliklerinden. Dikiş teknikleri ve aksesuvarlar buna göre seçiliyor ki dönüştürülebilsin. Bu konuda da yerli üreticilerle anlaşmaları artırmışlar.

Provayı bile azalttıklarını söyleyerek şu bilgileri veriyor bize: “Premium Essentials™ koleksiyonu bize yavaşlama, gardıroplarımıza ve hayatımıza daha kalıcı bir bakış açısıyla bakma fırsatı sunuyor. 35 parça ile başladık, 60 parçaya ulaştık. Üretimin yüzde 95’i yerli firmalardan. Onlara da iyi niyet bildirgemizi gönderdik, kurallara uymalarını istedik. Ayrıca 2023 yılında Ecoworks™ ürünlerinin koleksiyonumuzdaki payını yüzde 25’e çıkarmayı hedefliyoruz. Yerlileşmeyi önemsiyoruz. Şu anda tüm ürünlerde konfeksiyonlar yüzde 94, ayakkabı ve çantada yüzde 91, ev ürünlerinde de yüzde 50 oranında yerel üretim gerçekleştiriyoruz.”

MEVSİMLİK İŞÇİLERİN ÇOCUKLARINA LABORATUVAR

Mevsimlik işçilerin yer aldığı bir çadırkenti ziyaret ettiniz mi hiç? Oradaki annelerle konuştuğunuzda ilk söyledikleri şey çocuklarının eğitimi oluyor. Çünkü bu kentler şehirden uzağa, tarlaya yakın kuruluyor. Bazıları okul servisi veriyor ama bu az. İşte Uluslararası Kalkınma ve Çevre Derneği-IDEA Universal, Adana’nın Karataş ilçesine bağlı Bahçe Köyü’nde bu anlamda çok iyi bir iş yapmış. Mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarına yönelik Akıllı Öğrenme Laboratuvarı projesini hayata geçirmiş. Laboratuvarda tabletlere, çocukların motor becerilerini geliştirmeyi amaçlayan fiziksel oyunlar yerleştiriliyor. Temel mantık matematiksel beceri, okuma-yazma ve yaratıcılık gibi birçok alana destek veren 500’ün üzerinde akıllı uygulama tabletlere yüklenmiş. Projenin devamı planlanıyor. Yaklaşık 100 bin çocuğa ulaşmayı hedefliyorlar. Gerçekten çok iyi düşünülmüş. Umarım artar.

KYK VE MORİWAKİ DEPREM BÖLGESİNDE USTALARI EĞİTECEK

KYK Yapı Kimyasalları “Yeniden Hep Birlikte Ayağa Kalkıyoruz” diyerek deprem bölgesine yönelik bir proje başlattı.Ünlü Japon Yüksek Mimar ve İnşaat Mühendisi Yoshinori Moriwaki ile deprem bölgesinde deprem ve bina güçlendirmesi hakkında eğitim verecekler. KYK Yapı Kimyasalları Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Onur Sürmeli hedefimiz, “Sektör profesyonellerine doğru ürün seçimi ve uygulamaları hakkında eğitimler vererek, ülkemizin bir gerçeği olan depreme karşı, deprem farkındalığının ve bilincinin artırılmasını sağlamak” diyor. Japon Moriwaki, Kintsugi tekniğini, yapı sektörüne uyarlayarak kırılmış veya hasar görmüş yapıları onarmak ve güçlendirmek için yapılması gerekenleri anlatacak. Moriwaki, “32 yıldır Türkiye’deyim, bir 32 yıl daha yaşamak istiyorum. Türkiye de tıpkı Japonya gibi depremde güvende olsun” diyor. Eğitimlerin hedef kitlesinde inşaat mühendisleri, mimarlar, yapı denetçileri, müteahhitler ve sektördeki diğer profesyoneller var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x